| |
18. SONE
Seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer? Çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın: Taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler, Kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın: Işıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak, Ve sık sık kararı da yaldız düşer yüzünden; Her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak Kader ya da varlığın bozulması yüzünden; Ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz, Güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda; Gölgesindesin diye ecel caka satamaz Sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda: İnsanlar nefes alsın, gözler görsün elverir, Yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir.
SONE57
Kölen olmuşum senin, elden başka ne gelir, Gece gündüz el pençe divanım buyruğuna; Geçirdiğim saatler baştan başa bir hiçtir Sen buyurmuş değilsen çabalarım boşuna. Senin için, sultanım, saatleri gözlerken Ben kimim ki küseyim sonu gelmez günlere, Kara kara düşünmem, acı çekmem özlerken Uğurlar olsun dersen kölene sen bir kere Ben kimim ki kıskanıp kuşkulanıp sorayım Kimle içli dışlısın, nedir yaptığın işler; Derdim günüm put gibi düşünmeden durayım, Mutlu kıldıklarını bilmek içime işler. Öyle körkütük sadık bir köledir ki sevda, Seni kötü göremez bin kötülük yapsan da.
************************
yıldızları süpürürsün , farkında olmadan güneş kucağındadır, bilemezsin bir çocuk gözlerine bakar arkan dönüktür yüreğinde kuruludur orkestra , duymazsın koca bir sevdadır yaşamakta olduğun , anlamazsın uçar gider , koşsan da tutamazsın
2. SONE Kırk yılın kışı, güzel alnını kuşattı mı, Kapladı mı yüzünü derin çukurlar artık, Gençliğin kibirli, süslü giyim kuşamı Beş para etmez olur, hırpani yırtık pırtık: O zaman sorarlarsa güzelliğin nerdedir, Dinç ve şen günlerinin hazinesi ne oldu; Dersen yuvalarına çökmüş şu gözlerdedir, Bencil utancıyla israfa övgüdür bu. Kavuşur güzelliğin çılgınca alkışlara "Benim güzel çocuğum beni kurtarır" dersen "Ve yüzümü ağartır ben yaşlandıktan sonra." Güzelliğin onda sürdüğünü göstersen! O, sen yaşlandığında yeniler varlığını Soğuktan donan kanın duyar ısındığını...
23. SONE Bir acemi oyuncu nasıl beceriksizse Sahnede korkusundan donakalmış dururken Nasıl fazla duyguya kapılınca bir kimse Zayıflarsa yüreği gücünden kudurken, Benim de bu korkuyla guvensizlikten işte Sevgi törenindeki duam aklımdan çıkmış, Sevgimin gücü beni paramparça etmiş de Aşkın bütün yükünü omuzlarıma yıkmış. Öyleyse kitaplarım söylesin güzel sözler, Sussun dilli gönlümün dilsiz laf ebeleri, Onlar sevgi dilenir, ama bir çıkar bekler; Gönlün sözü, bollukta hepsinden çok ileri.
Sessiz aşk ne yazmışsa onu oku ve öğren, Aşkın ince aklıdır gözlerle duyup bilen...
40. SONE Hepsini al, sevgilim, ne sevgi varsa bende, Çoktan senin olmayan ne sevgi sağlarsın ki? Gerçek der misin ona eline geçirsen de Sevdiklerimin hepsi sende değil mi sanki? Sevgilimi alırsan gerçek sevgi uğruna Ses çıkarmam onunla keyif sürdüğün için; Sevgilime sırt çevirip el uzatırsan ona, Kendini aldatırsan suçun büyüğü senin. Tatlı hırsız, yine de bağışlarım suçunu Sen varımı yoğumu aşırsan bile benden; Oysa daha acıdır, sevenler bilir bunu, Güzel sürtük, kötülük iyi görünür sende; Biz düşman olmayalım canevini söksen de...
66. SONE Vazgeçtim bu dünyadan Tek ölüm paklar beni Değmez bu yangın yeri Avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz Ezilmiş hor görülmüş el emeği göz nuru Ödlekler geçmiş başa derken mertlik bozulmuş.
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’e
Vazgeçtim bu dünyadan Dünyamdan geçtim ama Seni yalnız komak var O koyuyor adama...
71. SONE Yas tutmaya kalkışma ecel beni aldı mı, Nobran ve mendebur çan bildirdi mi bir kere Bu iğrenç yeryüzünden kaçıp sığındığımı Bana koynunu açan en iğrenç böceklere.
Bunları okuyunca yazanı anma derim; Çünkü öyle sonsuzca seviyorum ki seni Tatlı anılarında unutulmak isterim Acı çektirecekse sana düşünmek beni.
Ah ben düştükten sonra bağrına toprakların Göz atacak olursan bu şiirlere bir gün, Söylemesin zavallı adımı dudakların,
Hayatımla birlikte bırak sevgin çürüsün; Yoksa şu kurnaz dünya deşer de iniltini, Benim için yas tuttun diye hor görür seni...
75. SONE Bir an sevinç duyarken, korkuyorum sonra hemen, Haydut yıllar çalar götürür diye hazinemi; Bir an, başbaşa kalmaktan öte bir şey istemezken, Sonra diyorum ki, alem niye görmesin sevincimi? Bazan, sana baka baka kendime çektiğim ziyafetle, Doydum sanırken, bir bakışın açlığıyla ölüyorum sonra, Senin bana verdiğin ya da verebileceğinden öte, Ne bir şeyden zevk alıyorum, ne de çabalıyorum almaya. İşte böyle, her gün hem açlıktan ölüyor, hem tıkanıyorum; Ya oburca her şeyi yiyorum, ya da hiçbir şeye dokunmuyorum...
108. SONE Beyinden mürekkebe dökülecek ne var ki Sana bunca götüntü vermesin canevimden? Dil yeni ne söyler ki, el yeni ne yazar ki Sendeki erdemlerden, benim sana sevgimden. Hiçbir şey, tatlı çocuk. Sanki kutsal törenin Dualarını her gün söylerim birer birer; Eskiye eski demem. Sen benimsin, ben senin: Güzel adını nasıl kutsadımsa ilk sefer. Sonsuz sevgi hep girer taze aşk kılığına; Umursamaz zamanla tozlanıp yıpranmayı, Hayat hakkı tanımaz hiçbir kırışığına - Olur en eski çağlar onun sadık uşağı.
Aşk tohumu, düşünce gelişir vargücüyle Zaman ve dış görünüş, olgun gösterse bile.
139. SONE Ah, sen kalbimi ezdin geçtin gaddarlığınla; Şimdi üstüme atma tüm kötülüklerini! Beni gözünle değil, şu dilinle yarala, Hileyle değil, gerçek gücünle öldür beni. Gözüme baka baka, "Sevdiğim başkası," de; Canım, başka bir yana çevirme o bakışı; Türlü aldatmalarla yaralamak da niye, Zaten savunma gücü nedir ki sana karşı? Seni bağışlasam mı? Ah, sevgilim bilir ki Güzelim bakışları olmuştur bana düşman. Düşmanları hep benden öteye çevirir ki Başkaları devrilsin o amansız oklardan. Vazgeç, işte ben artık yarı ölüyüm ama, Bak da büsbütün öldür beni, son ver acıma...
|